2.08.2013

'Ne Zor Bu Ülkede Sanatçı, Hem De Heykeltıraş Olmak!'

Ne kadar saldırıya uğrasa, ne kadar tahrip edilse; cehalet, saygısızlık, vefasızlıkla ne kadar acı çekse, rant ve çıkar uğruna ne tecavüzlere uğrasa da, binlerce yılın ruhu dolaşıyor bu kentin sokaklarında, soluduğumuz havada onların izleri var.
---


'Ne Zor Bu Ülkede Sanatçı, Hem De Heykeltıraş Olmak!'
Trabzon’u yönetenler, siyasetçiler, çeşitli örgüt ve kurumların hasbelkader başında bulunanların ortak nakaratıdır; Trabzon tarih, kültür ve sanat kentidir.
Hatta bu abartı öylesine trajikomik bir hal alır ki bazen, bir siyasetçinin ağzından düşürmediği gibi, 'metrekareye en çok sanatçı düşen şehirdir Trabzon'
Şimdi bir de büyük şehir oluyoruz;  büyük olmanın yasayla değil ürettikleriyle ve değerleriyle olduğunu unutarak.

Orhan İLYAS
Ressam

Trabzon elbet de bir tarih kentidir. Sadece şehzadeleriyle değil, binlerce yıllık bir derinlikle, insanlığın tarihsel serüveninde bir adı, bir damgası vardır. Biz onları bilmesek de, tanımasak da, hatta düşman olarak bellesek de, bu kentin binlerce yıllık zengin bir geçmişi vardır.



Ne kadar saldırıya uğrasa, ne kadar tahrip edilse; cehalet, saygısızlık, vefasızlıkla ne kadar acı çekse, rant ve çıkar uğruna ne tecavüzlere uğrasa da, binlerce yılın ruhu dolaşıyor bu kentin sokaklarında, soluduğumuz havada onların izleri var.
Geçmişinden övünçle sözettiğimiz bu kenti, bu değerle sürdürmek, yeni değerler üretmek için ne yapıyoruz?
İyi niyetli bazı çabalar dışında hiçbir şey!


Ağdalı, abartılı sözlerin arkasında büyük bir samimiyetsizlik ve cehalet, vefasızlık ve ihanet yatıyor ne yazık ki.
Trabzon sanat ve kültür başta olmak üzere her açıdan verimli bir toprak. Hemen bütün alanlarda, (ezici bir çoğunluğu dışarıda olmak üzere)  yetişmiş başarılı insanları var.
Ama gelin görün ki, bu insanları bu kentte tutmak, değerleri, birikimleri, ürettikleriyle bu kente daha fazla anlam kazandırmasını sağlamak, birikimlerini yeni kuşaklarla paylaşılması için ortamlar oluşturmak konusunda hemen hiçbir şey yapılmıyor.



Değerli insanlarımızın Trabzondan göçü sürüyor.
Sadece sanat ve kültür düzeyi ya da entelektüel hayal kırıklıkları yüzünden değil, aynı zamanda yaşamlarını devam ettirecek bir ortam, bir iş, ekonomik bir gelir bulamamaktan.
İşte bunlardan biri, Trabzon’un çok değerli heykeltraşı Orhan İLYAS.


Orhan İLYAS bir süre Trabzon dışında, İstanbul’da sanat yaşamını sürdürdü. Bu arada Mimar Sinan Üniversitesi’ni bitirdi. Heykel çalışmalarını daha da yetkinleştirdi.
İstanbul’u bırakıp memleketine döndü; geçmişin efsane kenti Trabzon’a.. 
Memleketinde çalışmak, insanlarına hizmet etmek, doğduğu yerde ölmek en büyük dilekleriydi.


Ama olmadı. Çabaları, kendisini bu kentte tutmaya yetmedi.
Ne zor bu ülkede sanatçı, hem de heykeltıraş olmak! Heykellerin put görüldüğü, heykeltıraşlığın şeytanlıkla eşdeğer tutulduğu karanlığa yol alan bu ülkede.
Ya bu kentte?


Orhan İLYAS'ın açık alana yerleştirilen
bir anıt-heykel çalışması..

Ülkeye mal olmuş Trabzonlu sanatçıların büstlerine bile tahammül edemeyen bir zihniyetin egemen olduğu bir kentte, heykeltıraş olmak ne kadar zor.
Orhan İLYAS, heykelin put olarak görüldüğü bu ortamda, yaşamını devam ettirebilmek için Karadeniz Teknik Üniversitesi ve Trabzon Belediyesi’ne çalışmak için başvurdu. 
İşçi, memur ya da teknik eleman, önemli değildi..



Ama kapılar yüzüne kapandı.
Sonunda 3 yıllık işsiz bir dönemin ardından, çocuklarının desteği ile İstanbul’a dönmeye karar verdi.
Ağustos 2012’de, 8 yıl sonra sessiz sedasız Trabzon’dan ayrılarak gurbet yollarına düştü.
Şimdi, 51 yaşından sonra İstanbul’da sanatı ile geçinmenin yollarını arıyor. Kadıköy’de kurduğu bir atölyede desen ve heykel dersleri veriyor.?



Ve sırada daha kaç değerimiz kaldı; sanatçı, kültür insanı ya da başka değerler?
Trabzon büyümüyor, küçülüyor! Kaba bir kültürün, değer yitimine uğramış ve her şeyi kendi çıkarı için kullanılacak bir araç olarak gören çıkarcı zihniyetin kucağında kan kaybediyor Trabzon.


İşte Orhan İLYAS’ın duygularından yansıyanlar:
‘’Kimbilir belki de üniversitemiz ve belediyemize, beni görevlendirmedikleri için minnettar olacağım. Belki de, yalaka düzene uyumu beceremediğimdendir bütün yaşananlar ...   
Göstererek, görünerek kılmadığım Cuma namazlarım için…  Saklamadığım gönül sarhoşluğumdandır belki de ...’



Eğilmeyen, onurlu bir sanatçının kırılmış yüreğinden düşen bu sitem tanecikleri, tüm Trabzonlulara ve özellikle Trabzon’u yönetenlere armağan olsun. 
(13 Kasım 2012) (Haber; Ahmet Şefik MOLLAMEHMETOĞLU)
---------------