3.07.2017

Beytullah HEPER'le Yapılmış Bir Söyleşi

2 Temmuz 2017 Pazar günü 90 yaşında hayatını kaybeden Eskişehir'in duayen karikatürcüsü Beytullah HEPER'le yapılmış bir söyleşi..







1927 yılında Eskişehir'de doğan ve hem yerel hem de ulusal basında karikatürler çizmiş olan Beytullah HEPER'le 2 Şubat 2011'de Erol BÜYÜKMERİÇ'in yapmış olduğu bir ropörtaja yer veriyoruz.

---

"Eskişehir karikatür tarihinin efsane ustası Beytullah Heper
Ağabeyimizi sonsuzluğa uğurladık bugün.

Beytullah Ağabeyimiz Çağdaş Türk karikatürünün öncülerinden Cemal NADİR’in sevdalı bir izleyicisi olarak ve onun etkisinde 1947’lerde karikatüre başlayan ve ürünleriyle günümüze değin yerel ve ulusal mizah yayınlarında yer alan bol verimli koca bir usta olarak seçilmiştir.

O'nun çizgileri yalındır, ancak sıradan değildir. İnsanı ve çevresinde gelişen olayları, olguları dahası nesneleri şaşırtıcı bir biçimde kavrayan ince bir mizah ürünüdür. Ona bir kitap yapmayı ta 2006 yılında kafama koymuştum. 

"Midas’ın Serçeparmağı" romanımın ilk imza gününde.Üstad, imzalanmak üzere iki kitabımı koymuştu önüme. İlkini imzaladım. İkincisinin kapağını açtığımda şaşırıp kaldım. Beytullah Ağabeyim karikatürümü çizip kitabı bana imzalamıştı.


Üstadın karikatürlerini derlemeye başladım. “Beytullahname”nin maket kitabını kendisine sunduğumda çok şaşırdı, sanırım aşırı heyecanlandırmıştı kendisini. 

Çünkü “Beytullahname” üstadın ilk kitabıydı ve sunduğum kitap tek suret olsa da sahici gibi duruyordu. Kitap 2011’de basıldı. Beni ne zaman görse yanaklarımı okşardı.





Beytullah Ağabey aynı zamanda büyük bir ressamdı. Evinin duvarlarını süsleyen Odunpazarı Evleri tabloları gerçeküstü sanatın üst ürünlerinden biri olmalı. Evi gerçekten müze gibiydi. 

Daha sonra kendisiyle 2 Şubat 2011’de büyük bir röportaj yaptım. Nerdeyse dalya yapacak olan ağabeyim Eskişehir’in yüz yıllık tarihinin canlı bir tanığıydı. Onu herkes gibi ben de çok özleyeceğim. "

Erol BÜYÜKMERİÇ'in Son Haber Gazetesinde Beytullah HEPER'le yaptığı söyleşiden:

1947 yılında karikatüre başlayan HEPER’in karikatürleri daha 1951’lerde yerel ve ulusal basında yer alır. 1953’de Eskişehir’de yayımlanan, sahipliğini Zeki MAMUH, Fethi YURTSEVER ve Kemal AKDENİZ’in üstlendiği yüksek tirajlı “Saksağan” mizah dergisinde Pertev ERTÜN ve Yılmaz BÜYÜKERŞEN ile birlikte çizer. Yılmaz BÜYÜKERŞEN’in 1955’de çıkardığı 'Çimdik' adlı haftalık mizah dergisinin çizer kadrosunda yer alır. 

Heper, bu yıllardan başlayarak büyük bir verimle günümüze dek yerel ve ulusal basında karikatür serüvenini sürdürür. 1959 yılında Rüştü YETİLMEZER, Pertev ERTÜN ve Yılmaz BÜYÜKERŞEN ile birlikte Yeşilay’ın düzenlediği “İçki Karşıtı” konulu karikatür sergisine katılır. 


1961 yılında ilk kişisel sergisini açar. Birçok karma sergiye katılır. Son dönemde; 2007’de Pertev ERTÜN ile Eskişehir Karikatür Müzesi’nde ortak sergi açar. 

Kendine özgü biçemde yağlıboya çalışmaları da bulunan Beytullah HEPER’in genellikle eski “Odunpazarı Evler’i” üzerine altmış dolayında tablosu da bulunmakta. Eskişehir ve ulusal karikatür sanat yaşamında oylumlu bir sanat verimiyle yer alan ve sanatını günümüzde de sürdürmekte olan Beytullah HEPER ile karikatür üzerine söyleştik.


🎤 Erol BÜYÜKMERİÇ- Sevgili Beytullah ağabeyim, karikatür serüvenine çok erken yaşta başladığını biliyoruz. Seni bu karikatür sevdasına çeken neydi, nasıl başladın karikatüre?
🎤Beytullah HEPER- Erol, doğrusunu söylemeliyim ki, ortaokul öğrencilik yıllarımda başta resim ve karikatür çizme konusunda pek de yetenekli değildim. Resim ödevlerimi bile başkalarına yaptırırdım. Ama bir gün – orta ikideyken- arkadaşım Turan ÇUBUKÇU’nun kara tahtaya çizdiği bir portre karikatürü beni öyle büyüledi, öyle etkiledi ki, o tarihten sonra karikatürden başka bir şey düşünemez oldum. 

Resimlerimi de kendim çizmeye başladım. Şimdi güleceksin; resim öğretmenim, Hakkı BEDİZ; lakabı Mazolta’ydı- resimlerime bakıp, “Oğlum sen resim değil, mizah yapıyorsun; ama böyle devam et sen, çok komik çiziyorsun!”, demişti. Kendimi saymazsam, beni ilk keşfeden O’dur.

Artık, mizah dergileri, gazetelerin mizah köşeleri, elimden düşmez olmuştu. Nasıl bir sevdaysa, karikatür tutkusuna kapılmıştım. Elimde olmadan defterlerimi, kitaplarımın kenarlarını çiziktirdiğim karikatürlerle dolduruyordum. Hiç unutmam; orta üçte fizik kitabıma arkadaşımın karikatürünü çizerken, hocamız Saadet ORHUN, “Ramiz mi olacaksın sen bakim?” demiş, ben de, “Yok hocam; Ramiz değil, Cemal Nadir olmak isterim” demiştim. 


Gerçekten de hayranıydım Cemal Nadir’in. “Akşam” gazetesinde çizerdi Cemal Nadir o dönemlerimde. Gazetedeki karikatürlerini keser biriktirirdim. 

Sonraki yıllarda -1944 ya da 45 olabilir- üstad Eskişehir’de bir karikatür sergisi açmış, ben de kendisiyle böylelikle tanışma mutluluğuna erişmiştim. 

O gün bana uzun uzun karikatürün nasıl çizileceğini anlatan Nadir’in ellerini titreye titreye büyük bir saygıyla öpmüştüm. Böyle başladı işte Erolcum bende karikatür sevdası ve serüveni.



E. B. - Sevgili Beytullah ağabeyim, sizin gibi karikatüre sanatına gönül vermiş Pertev
ustayla birlikte açtığınız sergileriniz de var. O’nunla nasıl tanışmıştın?
B. H. - Büyük bir ustaydı. Tabi, karikatürlerini basından izliyordum. 1946 yılında Halkevi'nde açılan sergisini gezmiş, itiraf edeyim hayran kalmıştım çizgisine. Özellikle dolgun hatlı kadın figürlerine… Böyle bir sergi açmanın ne büyük bir onur olduğunu düşünmüştüm o sıra. İmrenmiştim yani kendisine. Rastlantı bu ya, sergi dönüşünde Köprübaşı’nda rastladım. 

Sergideki resminden tanımıştım kendisini. Kızıl saçlarıyla, endamıyla çok yakışıklıydı; tıpa tıp o günlerin ünlüsü Amerikalı aktör Van HEFLIN’e benziyordu… Benden birkaç yaş büyük görünüyordu. Heyecandan önüne geçip, “Siz karikatürist Pertev ERTÜN müsünüz?” dedim. Durup, mavi mavi gözlerime baktı. “Evet” dedi.

İnan Erol, heyecandan elim ayağım dolaşmıştı o bakıştan. Karikatür sergisini gezdiğimi, karikatürlerini çok beğendiğimi ve kendisiyle tanışmaktan büyük onur duyduğumu
söyledim kekeleyerek. Üstad, kendine has o tatlı gülüşüyle, “Ya! Siz de mi karikatür çiziyorsunuz?” deyince, çömezliğimin verdiği mahcubiyetten mi olacak nedir, kendisine karikatür çizdiğimden söz edemedim. 
Sonraki yıllarda çizgi yoldaşlığımız karşılıklı sevgi ve saygıyla sürdü… Birçok etkinlikte de birlikte olduk…

E. B. - Taşralı bir sanatçının yapıtlarının İstanbul basınında yayımlanması çok zor olmalı o dönemde. Daha 1951 yılında karikatürlerinin yayımlandığını görüyoruz Bâb-ı Âli’de. Biraz da bu serüveninizden söz eder misin sevgili ağabeyim?
B. H. - Evet, aynen öyleydi Erol. O dönemleri yaşamayan, bilmeyen bu zorluğu anlayamaz.
Gerçekten de İstanbul basınında yer almak iğnenin deliğinden geçmek gibi bir şeydi o zamanlar… Yani, sanatın o yüce merkezinde bir karikatürünün yayımlanması, dediğin gibi taşralı bir karikatürcü için düş sayılırdı. Ama ben yılmadım. İstanbul’un üstüne üstüne gittim. Ve sonunda karikatürlerimin şansı yaver gitti. Tef dergisinin çizer kadrosuna bile girdim.

E. B. - Peki nasıl oldu bu Beytullah ağabeyim?
B. H. - 1954 yılıydı. Karikatür dosyamı koltuğuma alıp, trene atladığım gibi İstanbul’a gittim. Cağaloğlu yokuşuna vurdum. Soluğu Akşam gazetesinde aldım. Başyazarın odasına girdim. Kendisine karikatürlerimi gösterdim. Başyazar, çok beğendiğini söyleyip ilgilenmesi için Fikret ADİL beye gönderdi. O da beni Mustafa EREMEKTAR’a –Mıstık’a- yönlendirdi. Sağ olsun EREMEKTAR’ın yol göstermesiyle 7 Ağustos 1954’te TEF mizah dergisinde ilk karikatürüm basıldı ve böylelikle derginin çizer kadrosuna girmiş oldum. Hem de ilk telifimi Altan ERBULAK’ın elinden alarak.
O zamanın parasıyla on altı lira… İyi paraydı.

E. B. - Beytullah ağabeyim, karikatür sanatında altmış beş yıldır yol alıyorsun. Bu yürüyüşte seni çok heyecanlandıran, mutlu kılan bir anının anlatır mısın?
B. H. - Valla Erol, sergi olsun, bir karikatürüm yayımlanması olsun; her bir olay beni çok mutlu etmiş ve heyecanlandırmıştır. Ama bir anım var ki, onu hiç unutamam. O da Turhan
SELÇUK’un Anadolu Üniversitesi Karikatür Sanatını Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin düzenlediği bir toplantıda, “Beytullah’ın karikatürleri beni çok etkiler, ustanın imzası şimdi bile ezberimde” demesi ve bir peçetenin üstüne imzamı atması… 
Sevgili Engin ATAÇ, beni parmağı ile gösterip; “Üstad, Beytullah aramızda” deyince çok heyecanlanmıştım. Hayatta olsaydı da o sözlerini bu yaşta duysaydım, kalbim kaldırmazdı bu sözleri sanırım.
İmza attığı peçete de Karikatür Müzesi arşivinde şimdi.

E. B. - Sevgili Beytullah ağabeyim, okurlara bir iletin olacak mı?
B. H. - Sanatı, karikatürü sevsinler. Karikatür insana sağlıklı görüş açıları kazandırır. Dünyayı, insanı; hasılı görülmesi gereken gerçekleri güldürürken kavratır. Beyni cilalar. 
Ama daha çok bir yerlere ileti göndermek isterim ben; o da şu: Genç karikatürcüleri sahiplensinler, onları desteklesinler…

E. B. - Teşekkür ederim Beytullah ağabeyim.
B. H. - Asıl ben sana teşekkür ederim.


---
Beytullah HEPER Vefat Haberi:
https://cartooncolors.blogspot.com.tr/2017/07/karikaturcu-beytullah-heper-yasama-veda.html
(Kaynakhttps://www.facebook.com/erol.buyukmeric/posts/786072281570651 )